2 Haziran 2015 Salı

Ben Küçükken


Sawako Kuronumo'nun hazırlayıp sunduğu. Şemspare'den doğrudan, Benölürsemkitapbiter'den dolaylı olarak mimlendiğim Ben Küçükken mimiyle karşınızdayım.
Yanıtlamam gereken bir çok mim var. Beni mimleyen bloggerların affına sığınarak, diğer mimlerimi daha rahat bir zamana bıraktığımı belirtmek istiyorum.

Bu mim beni kahverengi deri bir koltuğa oturttu ve Çocuklar Duymasın dizisindeki kel psikiyatrist amca gibi bir bakış atıp 'Şimdi çocukluğuna ineceğiz' diye fısıldadı. Şu sıra tam da psikiyatriste ihtiyacım olduğunu düşünerek klavyeme masörlük yapmaya başladım.

Evet şimdi sizleri çocukluğuma götürüyorum. Eminim çocukluğumu mıncırasınız gelecek ama ikaz ediyorum ben küçükken yanaklarımdan makas alınmasından hiç hoşanmazdım.

Ben Küçükken;

-Abimle oynadığım hiç bir oyunun galibi olamadım.

-Daha çok erkek kuzenim olduğu ve yalnızca bir abiye sahip olduğum için sokaktayken çoğunlukla erkek oyunları oynardım.

-Tek vuruş oynayacağımız zaman oyunun başında top sektirirdik. En az sektiren kaleye geçerdi. İşte ben, hep o az sektirip kaleye ilk geçen oyuncu olurdum.

-Babam ve abim satranç oynayacakları zaman ben hep diplerinde durur, yedikleri taşları biriktirirdim. Biriktirdiğim taşları da konuştururdum. Mesela siyah at beyaz ata aşık olurdu ama farklı milletten oldukları için evlenemezlerdi. Onlar gizli saklı köşelerde buluşurken filler gelip basardı onları. Babamlar veziri daha geç hamladıkları için vezir hep geç kalırdı ve ben, atların durumu vezirlere bildirilirene kadar piyonları üst üste dizerdim. Şah oyunun sonunda teşrif ettiği için biri mat olana kadar kendime başka meşkale bulurdum.
Oynumun sonu hiç gelmedi. Her defasında başka senaryolar geçti atların başından. Bazen fillerle bazen kalelerle çatıştılar. Bu oyunu ilk defa dile getiriyorum çünkü her şey kafamda dönerdi ve kimsenin aklımdan geçenlerden haberi yoktu şu an dünyama girdiniz ve ben çok tuhaf hissettim.

-Parmaklarımı konuştururdum. Bunu genellikle uyumaya hazırlanırken yapardım ve bu oynumu da kimse bilmiyor. Sağ el parmakları ve sol el parmakları farklı ailelerdi ve aynı satranç taşları gibi birbirlerine düşmanlardı. Çarşafımla yüzük parmağıma saç yapardım çünkü o prensesti.

-Ben herkes gibi Sihirli Annem, Ruhsar gibi dizileri izleyemedim. Çünkü ailem böyle dizilerin ahlakımızı bozduğunu düşünürdü. Gizliden izlerdim ama karakterleri tek tük tanıdığımdan arkadaşlarımın muhabbetlerine dahil olamazdım. Bu yüzden çok kızardım annemlere. Animasyonla büyüdüm. Eniştem de her gelişinde birkaç CD getirirdi hepsi öğretici ve aynı zamanda eğlenceli şeylerdi. Cesur Civciv ve Tavuklar Firarda'yı binlerce kez izlemişimdir.

-Abimin dünyanın en zeki, en her şeyden anlayan en kabiliyetli insanı olduğunu düşünürüm. Gerçi hala daha aynı fikirdeyim.

-Çok zayıf bir çocuktum ve atletiktim. Süper ip atlardım. Geçenlerde arkadaşlarla piknik yaparken bu özelliğimden eser kalmadığını farkettiğimde yıkıldım.

-En çok sevdiğim oyuncak bebeğim aşırı güzel bir bebektir ve aynı aşırıkta severdim onu. Ona olan sevgimi diğer oyuncaklarıma belli etmemeye çalışırdım hatta bazen gösteriş olsun diye tokatlardım da. Yatarken yanıma hep onu almak isterdim ama yanıma aldığımda diğerlerinin ağladığını düşünürdüm. Sonunda bütün oyuncaklarımı yatağıma sokar, o en sevdiğim bebeği en uzağıma yatırırdım.
Bir gün o en güzel bebeğimin gözünü komşunun kızı içine soktu. Nasıl ağıtlar yaktığımı görseniz bana acırdınız. Saatlerce ağlamıştım. Beni odama kapattılar ve annemle babam bebekle birlikte oturma odasına girdi. Abim yanıma gelip babamların bebeği ameliyat edeceğini söyledi. Ameliyat saatler sürdü ya da bana öyle  gelmişti. Abim hep oturma odasına kontrole gidiyor ardından bana haber getiriyordu. Ve bebeğimi iyileştirdiler. Sırtından kesip ellerini bebeğimin başına sokmuşlar ve gözü yerine yerleştirmişler bebeğin başını peçeteyle doldurup ardından sırtını tekrar dikmişler canlarım benim.

-Akdamar adasının prensesiydim yani Tamara Dilara'ydım. Hafta sonları fırsat buldukça adaya geçerdik. Orası benim düşler ülkemdi. Bahar aylarında ağaçlar pembe çiçekler açtığında cennet gibi bir yer olurdu. Sanki küçük Çoban Adasından yüzerek gelen çoban benim için gelmiş gibi hissediyordum. O aşk benim aşkımdı sanki. Akdamar adası efsanesi için tıklayabilirsiniz.

-Yaramazlık dozunu aştığımız zaman abim tuvalete kapatılırdı, bense banyoya kapatılırdım. Bu durumdan memnundum çünkü banyo daha konforluydu ve abime göre şanslı konumdaydım. Annem kızarken bir koşu hikaye kitabımı kapar öyle girerdim banyoya afedersiniz klozete oturur keyifle kitabımı okurdum.

-4. sınıftaken Kim Possıble hayranıydım ve bu hayranlık sayesinde tanıştığım Büşra da tıpkı benim gibiydi. İkimiz cennete gidince Allah'a 'Bizi Kim Possıble yapar mısın?' deme hayaleri kurardık. Teneffüslerde ordan oraya zıplar dünyayı kurtarırdık. Günlüğümde o karakterden öyle müthiş bahsetmişim ki şimdi okuduğumda kendime acayip şaşırıyorum.

-Çocukluğum Van'da geçti. Karadeniz kızı olduğum için onlardan çok daha farklıydım. Onlara göre daha beyazdım bir de renkli gözlü olduğum için bana barbie bebek diye hitap ederlerdi. Sınıfın en güzel kızı olduğum söylenirdi ve bana sevdalanan çok çocuk vardı. Mütevazilik sınırlarını aştım sanırım

-Çocukluğuma dair şurada da bir şeyler karalamıştım.

Çocukluk o kadar enfes bir şey ki yaşarken ayrı yaşadıklarını anımsarken ayrı keyif alıyorsun. Çocukluğuma ultra sonic hızla geri dönüş yapmak istiyorum. Zaman makinası icat edilsin istiyorum. 
Çok mu şey istiyorum?

Benim çocukluğunu dinlemek istediğim bloggerlar;

Sağlıcakla kalın :)

22 yorum:

  1. Yaaaa! Yazıyı gördüm kesin mimlendim deyip baktım doğru çıktı! Teşekkür ederim~ Sakin bir kafa ile yazacağım!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nasıl da içine doğdu vay anasını! Kalp gözün açılmış diyim ben ;)
      Rica ederim kafana sakinlik diliyorum :)

      Sil
  2. Çok değişik şeylere şahit oldum şu an :D Vay be ne çocuklukmuş. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle mi?? Malum çocukluk hali işte, çocuklarda kafa bi dünya :D

      Sil
  3. Çocukluğun hem çok güzel geçmiş hem de sen çok güzel yazmışsın :) Okumaya doyamadım yani :)
    Teşekkür ederim mim için ben de yapmak için sabırsızlandım ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah cidden güzeldi be!
      Çok çook teşekkür ederim, teşekkür ettiğin için rica da ederim :D Ben de senin çocukluğunu okumak için sabırsızlanıyorum :)

      Sil
  4. Ellerine sağlııık :)
    Bende hep en az topu sektirip kaleye geçerdim. Ne kadar pratik yaptıysam da hep 5 kere saydırırdım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :D
      Yazık bize yaaa perişan olduk kale köşelerinde :)

      Sil
  5. Yaa mimlendiğimi öğrendiğimde çok sevinmiştim ama ben bu mimi yaptııım :(

    Neyse bi mimi iki defa yazamazsın diye bir kural yok heralde. Zaten yazıyı yayımladıktan sonra bir çok şey gelmişti aklıma ama zaten yazdım boş ver eklemiym diye yazamamıştım :D

    Bana yazmam için bir fırsat oldu kkkkk

    Mim için teşekkürler^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay üzüldüm bak şimdi mimlemeden önce bir baksaymışım keşke. Neyse bekleme yapmadan direk okumuş olurum fena mı? Hemen gidip çocukluğunu okuyayım öyleyse :D

      Eğer aynı mimi ikinci bir daha yanıtlarsan tarihe geçebilirsin, şahsen şimdiye kadar hiç görmedim ben :D

      Sil
    2. Ahaha bilemicem :Ď ama ben cocuklugumdan bahsetmeyi sevdim kkkk

      Sil
    3. Haklısın valla, ben de bir iki sayfa daha yazardım :)
      Yaz yaz!

      Sil
  6. RESMEN SIRITA SIRITA OKUDUM!

    Ben kendimi fantastik şeyleri aşırı düşünen bir çocuk sanırdım ama senin dünyan da bambaşkaymış be Kumkumul'um. Parmaklarınla oynadığın oyun, satranç taşlarına yazdığın hikayen, Kim Possible hayranlığın.. Gerçekten tebessüm ede ede okudum.
    Seni az çok tanıdığımı düşünüyordum ama bu mimden sonra çok çok daha benimsedim seni, ne güzelmişsin sen minnakken :)

    Fazlaca okumaya doyamadığım bir yazı olmuş Kumkumul'um, gönlünden öperler senin :)
    Allah'a emanet, fangörllüğünü ve bloggerlığını engelleyen engeller kalkınca daha uzun konuşmalara inşallah. Kocamaaaaaa...aaan gülümsüyorum ^^

    YanıtlaSil
  7. Ya şımardım, şımarınca çok çirkinleşiyorum :P

    Güzel çocuklardık biz Şems'im maşalah bize. Yüzündeki mmmümümükemmel gülümsemelerden birine sebep olabildiysem ne mutlu bana. Kendimi alkışlıyorum milletçe şak şak şak

    Şu mim şeysine bayılıyorum. Birbirimizi daha daha iyi tanıyabileceğimiz bir sürü mimimiz olur inşAllah (Amin)
    Çok teşekkür ederim Şems'im. Öpücük alınmıştır, dualarından öpüyorum bende :)
    Ya sen ne güzel yorum yazıyorsun kafam karışıyor hangi cümlene aşık olacağımı şaşırıyorum kurban olduğum :)

    Gülümseme alınmıştır. Güneş+dünya+ay+bissürü gezegenler kadar gülümsüyorum :D

    YanıtlaSil
  8. biraz daha büyüdüğünde aslında abinin sandığın gözünde büyüttüğün kişi olmadığını anlayacaksın. şimdi ne dediğimi znlamayacaksın ama 5-10 yıl sonra bu dediklerim aklına gelir belki ve beni anlarsın.
    aslında mimi yorum bıraktığın gün okumuştum ama vakit bulup bir yorum yazamamıştım.
    teşekkür ederim en kısa zamanda cevaplayacağım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim ne demek. Küçük Nabrut'u hakikaten çok merak ediyorum :)

      Az buçuk anladım demek istediğini zaten tacı paslanmaya yüz tuttu. Tamamen tacından olduğu gün Nabrut demişti diyeceğim :D

      Sil
    2. ben daha mimi cevaplayamadım sende yeni yazı yazmamışsın çok ayıp :D

      Sil
    3. E meşgul bi kişisin sen beklerim ben :D
      Ayıp dimi ya taslaklarımda senin hazırladığın mim var çok çetrefilli paylaşamıyorum :)

      Sil
  9. Atların aşkına ve oyuncak bebeğin trajik öyküsüne çok güldüm, Allah iyiliğini versin emiii! :) Ben de topu üçten fazla sektiremezdim. Bu yüzden kaleye geçmek bir yana abim beni oyuna bile almazdı. Çocukluk yılları gerçekten bambaşkaydı...*Harum burda iç çeker*
    Çok keyifli bir yazı olmuş, eline yüreğine sağlık. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D:D
      Ya kıyamam sektiremediği için oyuna alınmamış. Ne tür bir dram bu :D
      Ben sırf kaleye geçeyim diye pohpohlandığımı bilirim 'sen çok iyi kalecilik yapıyon haa' derdi abim. Senin abim benim abimi döver :P
      Çok eski bir mim ama istersen şu yorum baloncuğunda seni mimlemiş olayım sen de küçüklüğünden bahset, bakalım senden neler çıkacak :?
      Yorum için teşekkür ederim. Bu yazımın üstünden bir yıldan fazla zaman geçmiş hayret ettim. Zaman su misali kıvrım kıvrım akıyor vesselam :)

      Sil
    2. Sana böyle bir dram yaşatmadığı için abine minnettar olmalısın. Abileri birbirine düşürmeyelim bence, yurtta barış cihanda barış. :D
      Çocukluğumu yazsam roman olur diyenlerdenim ben de. :P Mim için teşekkür ederim, eğer romanımı kısaltmanın bir yolunu bulabilirsem ilerde bu konuyla ilgili bir şeyler yazarım belki. ^^'

      Zamanın önüne geçmek ne mümkün:)

      Sil
    3. Güldürdün beni yaa çok teşekkür ederim :D
      En yakın zamanda romanının sadeleştirilmiş versiyonunu bizimle de paylaşman dileğiyle bolca sevgiler gönderiyorum. AEO :))


      Sil

Sevgili okur,
Yorumunun hazinem olacak.